Detaylı/Hızlı Arama
Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara Ekle
 
Ana Sayfa
 
 
 
 
 
 
Sağlık Ansiklopedisi
 
 
 
 
 
Soru & Cevap Arşivi
 
 
 
 
 
Doktorumuza Sorun
 
 
 
 
 
Tıbbi Dosyalar
 
 
 
 
 
Hesaplayıcılar
 
 
 
 
 
Hastaneler
 
 
 
 
 
 
Nöbetçi Eczane
 
 
 
 
 
 
Kan Merkezleri
 
 
 
 
 
 
Site İçi Arama
 
 
 
 
 
 
İletişim
 
 
 
 
 
 


---------------
 
HEKİMONLİNE-XML



XML servisi için Lütfen Tıklayın


Bebeğin cinsiyetini seçmek

Mesaj:Benim sorum hamilelik üzerine. Hamile kalmazdan önce doğacak bebeğin cinsiyetini önceden belirleme şansımız var mı?



Sayın hekimonline.com kullanıcısı;

Araştırmacılar yıllarca anne karnındaki bebeğin cinsiyetinin nasıl belirlendiğini anlamaya çalıştılar. Cinsiyetin oluşumunu açıklamak için hiçbiri ispatlanmamış bir sürü teori ileri sürüldü. Çalışmalar çelişkili sonuçlar verirken tüm bulguları kapsayan kesin bir teori henüz geliştirilemedi.

Teorik olarak cinsiyetin belirlenmesi, döllenmeden önce, sırasında veya daha sonra olmak üzere üç değişik evrede olabilir. Bu safhaların her biri ayrı bir araştırma konusu olmuştur. Bugün en yaygın olan teori, fiziksel ve hücresel kanıtlara dayanan, 'cinsiyetin döllenmeyle belirlenmesi' teorisidir.

Bu teoriye göre bebeğin cinsiyeti, yumurtanın sperm ile döllenmesi anında belirlenir ve ilerde hiçbir etken ile değişmez. Doğacak bebeğin kız ya da erkek olmasını belirleyen, döllenme sırasında oluşan Özel bir kromozom çiftidir. Bu oluşumda esas faktör yumurta değil spermdir yani bebeğin cinsiyetini babadan gelen spermler belirler.

İnsan vücudunun her bir hücresinde 23 çift, toplam olarak 46 kromozom bulunur. Bunların bir çifti cinsiyet kromozomudur. Diğer kromozomlar bebeğin anne ve babasından alacağı bütün kalıtsal özellikleri, örneğin, anatomik yapısını, göz, saç rengini, kişilik yapısını belirlerken bu bir çift cinsiyet kromozomu bebeğin kız mı, erkek mi olacağını tayin eder.

Cinsiyet kromozom çifti dişilerde her ikisi de 'X' (xx), erkekte biri 'X' diğeri 'Y' (xy) dir. Cinsiyet hücrelerinin çok önemli, gizemli bir özellikleri vardır. Vücudun bütün hücrelerinde kromozom sayıları çiftken, cinsiyet hücrelerinde tektir. Cinsiyet hücrelerinde toplam 46 değil 23 kromozom vardır.

Dişilerde kromozomların hepsi 'X' olduğu için 23. cinsiyet kromozomunun da 'X' olması kesindir. Erkeklerde ise bu kromozom bazen 'X' bazen 'Y' olabilir. Dişinin 'X' kromozomu taşıyan yumurtası, erkeğin 'X' kromozomu taşıyan yumurtası ile döllenirse sonuç 'XX' olacağından bebek kız, 'Y' taşıyan sperm ile döllenirse 'XY' yani bebek erkek olur.

Bir iddiaya göre erkekler 'X' ve 'Y' kromozomlarını taşıyan eşit sayıda sperm üretiyorlar. Bu durumda cinsiyetin belirlenmesi tamamen şansa kalıyor. Bir başka görüş ise sağlıklı erkeklerde daha fazla 'Y', zayıflarda ise 'X' taşıyan sperm üretildiğini ileri sürüyor. Bunun nasıl gerçekleştiğini kimse bilmiyor ama yapılan bir çalışmada yalnızca kız çocuğu olan erkeklerin yüzde 70 'X' spermi taşıdıkları tespit edilmiş.

Her ne kadar çalışmalar bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinde erkeğin aktif olduğunu gösteriyorsa da araştırmacılar bu konuda ikiye ayrılmış durumdalar. Erkeğin çocuğun cinsiyetinin belirlenmesinde baskın rol oynadığım ileri sürenlere göre, idareci seviyesinde ve sorumluluk taşıyan işlerde çalışanların çocukları daha çok erkek, test pilotluğu ve dalgıçlık gibi yoğun stresli işlerde çalışanların çocukları ise kız oluyormuş.

Çocukların cinsiyetini annelerin belirlediğini iddia edenler ise kişilik testi ile bir kadının kız mı, erkek mi doğuracağını tahmin edebileceklerini, dominant kadınların erkek doğurma ihtimalinin daha fazla olduğunu ileri sürüyorlar. Döllenme aylık döngünün ortasının öncesi ve sonrasına rastlayınca daha çok erkek çocuk doğduğunu söyleyenler de annenin etken olduğu tezini destekliyorlar.

Döllenme artık yapay olarak da sağlanabiliyor. Yapay döllenme, döl yoluna sperm enjekte etmekle gerçekleştirilebildiği gibi yumurtayı kadının bedeni dışında geliştirmeye dayanan 'tüp bebek' uygulaması da yapılıyor. DNA bilimi de çok gelişti ama hala kız isteyen kız, erkek isteyen erkek çocuk sahibi olamıyor.

Saygılarımızla
 
| Bu hafta 41 kez okundu
| Arkadaşına Gönder | Sayfayı Yazdır | <<< Geri Dön
 

BÖLÜMLER Doktora Sor | Sağlık Ansiklopedisi | Soru-Cevap Arşivi | Downloads | Site içi Arama | Ana Sayfa